top of page
IMG_20231214_083803.jpg

GEZEGENDE GEZERKEN

turuncu bir alev yükseliyordu gökyüzüne

hem yerden hem sudan

martılar kanatlarını unutmuşlardı

hiç kalkmıyorlardı çatılardan

Nil çekingen akıyordu 

sessiz ve uysal

yeşil ve gri giysiler içinde 

yatağını doldurmadan

...

saçlarını toplamalarını özledim 

merak merak bakmalarını özledim

hem erkenden gelmiş gibi 

hem de geç kalmış gibi 

oturup kalkmalarını özledim

...

bilmem kaç bardak çay içtin görüşmeyeli kaç kez sekerek yürüdün elin hiç yarı yolda kaldı mı saçını düzeltmek isterken

...

image.png

İşim gereği çok fazla seyahat ettim, haftada dört-beş yolculuk yaptığım olurdu. İş için çok seyahat etmek yorucu ve sıkıcıdır. Yorulmanın çaresi dinlenmek.  Sıkılmamak için de çeşitli alışkanlıklar kazanırsın; gazete, kitap, bilgisayar, bulmaca… Ben bunlara ek olarak kısa notlar almayı alışkanlık edindim.           

      Çalışma hayatımı noktaladıktan sonra aldığım bu kısa notları tek tek inceledim. Onları birleştirdim, ayırdım, ekledim, çıkardım… Özetle düzenledim.  Kitaptaki şiirler bu şekilde oluştu. Aralarında seyahatlerim sırasında not olarak değil de şiir olarak yazılmış olanlar da var. 

sende

hayallerimi buldum bir parça

bir parça iki gözümü

koklayamadığım çiçekleri sevdim

yaşayamadıklarımı öğrendim

güzel ellerinde

sende ben

hatırladım öteki yüzümü​​

...

seni neden mi sevdim

hiç  aramadıklarımı buldum sende

ondandır

hiç unutmadıklarımı hatırladım

kuramadığım hayallerim oldun

umutlarım oldun fark etmediğim

sende ben

yarım yanımı tamamladım

...

sen neden buradasın silahçı amca

bir şey mi unuttun çöllerimizde

ne zaman görsem seni

palmiye fokurdatıyorsun

nargile gölgelerimizde

​​​​

...

​​​

sen silah sattıkça bana

dizlerime çivi batar

gözümü kör eder karanlığın

tam şuramda bir yerime takılır 

yutamam, büyük lokma

bana göre değil uygarlığın 

bottom of page