
GEZEGENDE GEZERKEN
turuncu bir alev yükseliyordu gökyüzüne
hem yerden hem sudan
martılar kanatlarını unutmuşlardı
hiç kalkmıyorlardı çatılardan
Nil çekingen akıyordu
sessiz ve uysal
yeşil ve gri giysiler içinde
yatağını doldurmadan
...
saçlarını toplamalarını özledim
merak merak bakmalarını özledim
hem erkenden gelmiş gibi
hem de geç kalmış gibi
oturup kalkmalarını özledim
...
bilmem kaç bardak çay içtin görüşmeyeli kaç kez sekerek yürüdün elin hiç yarı yolda kaldı mı saçını düzeltmek isterken
...


İşim gereği çok fazla seyahat ettim, haftada dört-beş yolculuk yaptığım olurdu. İş için çok seyahat etmek yorucu ve sıkıcıdır. Yorulmanın çaresi dinlenmek. Sıkılmamak için de çeşitli alışkanlıklar kazanırsın; gazete, kitap, bilgisayar, bulmaca… Ben bunlara ek olarak kısa notlar almayı alışkanlık edindim.
Çalışma hayatımı noktaladıktan sonra aldığım bu kısa notları tek tek inceledim. Onları birleştirdim, ayırdım, ekledim, çıkardım… Özetle düzenledim. Kitaptaki şiirler bu şekilde oluştu. Aralarında seyahatlerim sırasında not olarak değil de şiir olarak yazılmış olanlar da var.
sende
hayallerimi buldum bir parça
bir parça iki gözümü
koklayamadığım çiçekleri sevdim
yaşayamadıklarımı öğrendim
güzel ellerinde
sende ben
hatırladım öteki yüzümü
...
seni neden mi sevdim
hiç aramadıklarımı buldum sende
ondandır
hiç unutmadıklarımı hatırladım
kuramadığım hayallerim oldun
umutlarım oldun fark etmediğim
sende ben
yarım yanımı tamamladım
...

sen neden buradasın silahçı amca
bir şey mi unuttun çöllerimizde
ne zaman görsem seni
palmiye fokurdatıyorsun
nargile gölgelerimizde
...
sen silah sattıkça bana
dizlerime çivi batar
gözümü kör eder karanlığın
tam şuramda bir yerime takılır
yutamam, büyük lokma
bana göre değil uygarlığın