ÖZDEĞERİN AĞIR GIDASI
Aşağıda yazılanları zaten hepimiz biliyoruz. Fakat bu yazı, daha sonraki yazıların çerçevesini çizmek için gerekli.
“Övgü” birini, bir şeyi övmek için yaptıklarımıza verdiğimiz ad. Bu amaçla söylenen söz, yazılan yazı ya da sergilenen davranış. Bazen çevremizdeki bir kimseyi bir sebepten dolayı takdir etmek isteriz. Bir yakınımız ya da tanıdığımız bir kimse güzel bir davranış sergilediği ya da başarılı bir iş yaptığı zaman onu överiz. Çok iyi olmuş, çok güzel bir davranış gibi sözler söyeriz. Eline sağlık, gerçekten takdir ettim, harikasın, mükemmel olmuş, çok düşünceli bir yaklaşım..
Bu amaçla ilettiğimiz sözlü ya da yazılı bildirimler ve sergilediğimiz davranışlar övgü olarak adlandırılır. Söz konusu kişi bir çocuk ya da yeteri kadar genç bir ergense aferin, bravo gibi sözlerle beğendiğimizi dile getiririz. Bravo, tebrikler, aferin, çok güzel olmuş, harika, eline sağlık, mükemmel, çok beğendim, çok başarılı..
Konuşarak söylediklerimizin dışında da övgü türleri var. Bazı durumlarda birini övmek için yazıyı kullanırız. Ona mektup, e posta ya da bir not yazıp göndeririz. Yazılı övgü bazen çok daha etkili olabilir. Birçok durumda alkışlarız, omzuna, sırtına hafifçe vururuz. Kimi zaman da övgümüzü yaptığımız mimik ve jestlerle bildiririz. İletişim yolları çok fazla. Sosyal medyada “beğenmek” de birçok durumda övgü sayılabilir. Fakat onay olarak kullanılması daha yaygın gibi duruyor.
Övgü özdeğerimizin en önemli iki gıdasından biri. Diğer özdeğer gıdası olan onay, övgüden daha az besleyici. Övgü ağır gıda, çok besleyici. Onay çok bol bulunuyor. Kolayca erişebildiğimiz bir gıda. Ama övgü öyle değil. O kadar da bol bulunmuyor. Kolayca elde edilemiyor.
Günlük işlerini ve sosyal hayatını sürdüren her insan her gün onay alır. Eve kapanır ve dışarı çıkmazsa, ziyaretçisi de olmazsa o zaman durum değişir elbette. Ama evin dışına çıkıp hayata karışan her insan onay ihtiyacını bir şekilde karşılar.
Oysa övgü o kadar sık yaşanmaz. Hangi sıklıkta övgü alacağımız belli olmaz. Duruma göre değişir. Bazen bir gün içinde birkaç kez övülürüz. Bazen de haftalar, aylar hatta yıllar geçer fakar kimse bizi övmez. Tümüyle yaptıklarımıza bağlı. Övgü elde edebilmek için genellikle şu iki durumdan birisi gerçekleşmeli: Bir başarıya imza atarsak, önemli bir başarı elde edersek övgü alabiliriz. Ayrıca sahip olduklarımız için veya başkalarının beğendiği bir davranışımız için de övgü aldığımız olur.
Övgünün doyurucu olması için bazı koşulların sağlanması gerekir. Başarı, harcadığımız çaba, ortaya koyduğumuz emek sebebiyle elde edilmiş olmalı. Onu kendi uğraşımızla elde etmiş olmalıyız. Becerimizle, zekamızla, çalışkanlığımızla, azmimizle.. Ancak o zaman aldığımız övgü doyurucu olabilir.
Başkalarının beğendiği, takdir ettiği davranışı bilinçli olarak sergilemiş olmalıyız. Öteki seçenekleri göz ardı etmiş ve özellikle o şekilde davranmış olmamız gerekir. Aksi halde aldığımız övgü bizim için doyurucu olmaz. Özdeğerimiz için cılız bir besin olarak kalır.
Ne Yapmalı?
İnsan olarak takdir edilmeyi yani övgü almayı severiz. Bunu isteriz. Zaman zaman bu amaçla bilinçli bir çaba içine de girdiğimiz olur. Bu son derece doğal. İnsanca. Övgü, takdir, onay.. Bunlar can suyumuz. Yemeden, içmeden yaşamamız ne kadar zorsa onay ve övgü olmadan da ayakta durmamız o kadar zor.
Övgü almaya ihtiyacımız olduğunu fark etmeli, bunu olağan karşılamalıyız. Bize övgü sağlayacak şekilde davranmaktan, insanların beğeneceği işleri yapmaktan geri durmamalıyız. Fakat doğru yerde, doğru zamanda ve doğru şekilde.