BEĞENDİM DEDİN, DEMEK Kİ BEĞENMEDİN
İlişki geçmişi iki kişi arasında yaşanmış olanların tamamı. Bir arada geçirdikleri tüm zamanları kapsar. Paylaştıkları, konuştukları, birbirine karşı hissettikleri, küsmeleri, barışmaları.. Birbiriyle ilk karşılaşma anından başlayarak tüm anıları. İki kişi konuşurken söylenenler ve söylenenlerden anlaşılanlar aralarındaki ilişki geçmişinden büyük ölçüde etkilenir.
İlişki geçmişi söylediklerimizin çevresini bir bulut gibi sarar sarmalar. Konuştuklarımızı içinde barındıran bir bulut. Yaşadığımız ortamdaki hava durumu günlük yaşantımızı nasıl etkilerse ilişki geçmişi de konuşulanlardan ne anlaşılacağını öyle etkiler. Bu etki bizim için zaman zaman olumlu, bazen de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Konuştuğumuz kimseyle aramızda nasıl bir ilişki geçmişi olduğuna bağlı.
Bunu bir örnekle canlandırarak açıklayalım. Güneşli, berrak bir gün. Havanın sıcaklığı da çok iyi, ne çok sıcak ne de soğuk. İş yerinde çalışmaktayız. Bir iş arkadaşımız “bugün hava çok güzel” diyor. Onunla aramızdaki ilişki geçmişimizde bu konuda özel bir anı ya da yaşanmışlık yoksa bu sözden ne anlayacağımız bellidir. Arkadaşımız havanın güzel olduğunu belirtmiştir. O kadar. Normal koşullarda bu söze başka bir anlam katmayız. Başka bir sonuca ulaşmayız.
Ancak iş arkadaşımızla daha önce patronumuzun moraline ilişkin özel bir dil geliştirmişsek durum değişir. Aramızda bu konuda şifreli bir dil yaratmış olabiliriz. Patron neşeli ve morali iyiyse havanın güzel, sinirli ve morali bozuksa havanın kötü olduğunu söylemeyi alışkanlık edinmiş olabiliriz. Bu durumda bugün hava çok güzel sözünden patronun neşeli ve keyfinin yerinde olduğunu anlarız. Çünkü aramızdaki ilişki geçmişi onun sözlerine sözlük karşılığından farklı bir anlam vermiştir. İlişki geçmişi konuşmamızı etkilemiştir.
Uzun süre bir arada yaşayan insanlar konuşmalarında kestirme ifadeler kullanmayı öğrenirler. Kolay ve kısa yoldan anlaşabilmek için zaman içinde kendilerine özgü bir dil geliştirebilirler. Söyledikleri sadece birbirleri için belirli bir anlama gelir ve bu anlam sözlerin sözlük anlamından çok farklı olabilir.
İki kişi konuşurken aşağıdaki sözleri işitirsek şaşırabilir, her halde dili sürçtü diye düşünebiliriz: “Beğendim dedin, o yüzden beğenmediğini düşündüm”. Oysa ortada bir dil sürçmesi yoktur. Söyleyiş açısından da belirleyici bir farklılık olmamıştır. Aralarındaki ilişki geçmişi sözlerin anlamını ters yüz etmiştir.
Birlikte yaşadıkları yıllar boyunca taraflardan biri beğendiği yemekler için harika, mükemmel, çok güzel gibi sözler kullanmıştır. Pek fazla beğenmediği bir yemek olduğunda ise sadece beğendim demekle yetinmiştir. Diğer taraf onun bu sözlerine alışmıştır. O nedenle de beğendim dediği için aslında beğenmediğini düşünmüştür. Aralarındaki ilişki geçmişi konuşmalarını etkilemiş ve sözlerine çok farklı bir anlam kazandırmıştır.
İlişki geçmişimizin konuşmalarımıza olan etkisi her zaman yukarıda verilen örneklerdeki kadar belirgin olmaz. Yaptığımız konuşmalardaki etkisini her zaman fark edemeyiz. Farklı anlamaları çoğu kez söyleme tarzına ya da karşımızdakinin tavrına yorarız. Konuştuğumuz kişiyle aramızdaki ilişkinin geçmişi hem ona söylediklerimizi hem de onun söylediklerimizden ne anlayacağını etkiler.