GİZLİ SAKLI GÜVEN TÜRLERİ
Çevremizdeki insanlarla aramızda bir sevgi bağı oluşmasını isteriz. Sözünü ettiğimiz duygu “birbirimizi sevelim, sayalım” öğüdünde yer alan sevgi. Anne ve babanın çocuğuna, kardeşlerin birbirine duyduğu sevgi konumuzun dışında. Onlar ayrı konular. Tanıdığımız, görüştüğümüz kimselerle aramızda var olmasını istediğimiz şey.
Yetişkinlerin birbirlerini birer insan olarak sevebilmeleri olanaksız değil. Hatta bazı noktalara özen gösterilirse son derece kolay. Bunun için öncelikle karşılıklı güven duymaları gerekiyor. Aşık olmak için de temel koşullardan biri bu.
Güven en önemli insan gereksinimleri arasında. Piramidin en altındaki temel basamaklardan biri. Yeme, içme, soluk alma gibi ilk sırada yer alanlardan hemen sonra gelen adım.
Güvenmediğimiz bir kimseyi sevmemiz çok zor, neredeyse olanaksız. Güven duymadığımız bir insana ne kadar ve nereye kadar sevgi hissederiz? Sevsek bile bu ancak yüzeysel ya da gelip geçici bir duygu olabilir. Sevgi sözcüğü yerine yakınlık hissi demek daha doğru. Güven ön koşul. Sadece sevgi için değil. İki insan arasında var olması arzu edilen her tür sıcak duygu için güven gerekli.
Güven her derde deva
Güven kavramının kapsama alanı aslında çok geniş. Çevremizdeki bir insana güçlü olduğu için güven duyabiliriz. Gerektiğinde bizi koruyabileceğini düşünürüz. Bir başka güven alanı da bilgi ve yetenekle ilgili. Birine bilgili ve yetenekli olduğu için güven duyabiliriz. Bir işi kotarma becerisine ve yetisine sahip olduğuna inanırız. Önemli bir güvenme boyutu da soyut kavramlarla ilgili. Bir kimseye dürüst, erdemli ve adil olduğu için güven duyabiliriz.
Güç, yetkinlik ve dürüstlük olarak özetleyebileceğimiz bu üç farklı durumun bizde yarattığı duygu aynı isimle adlandırılıyor; her üçünde de hissettiğimiz duyguya güven adını veriyoruz. Farklı kelimelerle ifade etmiyoruz. Tek başına güven sözcüğü yetiyor.
Pek bilinmeyen güven türleri
Güven duymadığımız bir insana sevgi beslememiz hiç kolay değil. Peki ama hangi güven? Bir insanın bizi sevebilmesi için güçlü mü olmalıyız? Bilgili, yetenekli, dürüst... Bunlar önemli ve karşı tarafta ilgi uyandırabilen nitelikler. Ancak bunların hepsi de var olsa yine yeterli değil.
Çevremizdeki bireylerin hepsini bir insan olarak sevemiyoruz, sadece bir bölümüne karşı sevgi hissediyoruz. Diğerlerine yönelik olumsuz bir duygumuz olmayabilir ama sevgi de duymuyoruz. Onlarla zorunlu olduğumuz kadar ya da gereken düzeyde konuşup görüşüyoruz.
Çoğumuzun farkında olmadığı, günlük yaşantımızda dilimize pek dolanmayan bazı güven alanları daha var. Bir insanın bizi sevebilmesi için bize bu alanlarda da güven duyması gerekli. Bizim için “yaptıklarımı ön yargısız olarak değerlendiriyor” diyebilmeli. Yaptığı iyi işleri, sergilediği doğru davranışları fark edeceğimize güvenmeli. Üstelik bu da yetmez, çok daha önemlisi fark ettiklerimizi belli edeceğimizi, seslendireceğimizi bilmeli. Yanlış yaptığında bunu ona söylerken özenli olacağımızdan, onun incinmesine yol açmayacağımızdan emin olmalı.
Ne yapmalı?
Çevremizdeki bir insanla aramızda sevgi bağının oluşması için güven altyapısı oluşturmalıyız. Onun bize güvenmesini sağlamalıyız. Bu konuda yapabileceklerimiz iki grupta özetlenebilir: Doğru yaptığı işleri, güzel davranışları takdir etmeli. Yaptığı bir yanlışı ona söylerken özen göstermeli ve onu incitmemeli.
Bunları yaparsak bize güven duyar. Güven ise onun bizi sevmesini sağlayacak ortamı yaratır. Dürüst bir insan olmamız, gücümüzün, yetkinliklerimizin fazla olması yeterli değil. O kişiye yönelik tutum ve söylemlerimizin de güven oluşturması gerekiyor. İnsanlar arasında sevginin yaygınlaşması ancak bu şekilde mümkün.