top of page

KİMSE AYRANIM EKŞİ DEMEZ

Konuştuğumuz, iletişim kurduğumuz insanlar tarafından kabul görmek isteriz. Onaylanmayı, düşünce ve görüşlerimizin benimsenmesini, doğrulanmasını arzu ederiz. Kabul görmek herkesi memnun eder. Bu doğal bir istek, insanca. Öte yandan uzlaşma olmadan bunların gerçekleşmesi olanaksız. Uzlaşmadığımız yani ortak bir düzlemde duramadığımız biri tarafından onaylanmayız. Onaylanma, doğrulanma ve benimsenme için gerekli ortamı uzlaşma sağlar.


Uzlaşma olmadığı takdirde iletişim kurmak zorlaşır. Bir süre sonra da tümüyle kesilir. Sohbet ederken bile durum farklı değil. Birbirinin aksi yönde görüşler ortaya koyan, ortak bir doğru bulamayan kimseler konuşmakta zorlanır. Bir süre sonra söylenecekler biter, sözlerin arkası gelmez. Çünkü bir uzlaşma gerçekleşmemiştir. Üzerinde durabilecekleri, yavaş yavaş ilerleyebilecekleri bir zemin bulamamışlardır.


Uzlaşma iki taraftan birinin ikna olması demek değil. Karşısındakinin düşüncesini olduğu gibi, eksiksiz olarak kabul etmesi anlamına gelmiyor. Seyrek de olsa bazen bu da gerçekleşebilir. Öyle durumlarda hayat bir başka güzel olur elbette. Ama insanların sahip oldukları görüşleri terk etmesi kolay iş değil. Her insan kendi düşüncesini beğenir. Zaten beğendiği için o düşünceye sahiptir. Kimse ayranım ekşi demez.


Uzlaşma kısaca iki insanın birbirini anlaması, ortak olan ve olmayan noktaların neler olduğu konusunda hemfikir olması. Yani taraflar farklı görüşlerde ise ikisinin de bu durumu kavraması yeterli. Bu şekilde araları açılmaz, birbirinden uzaklaşmazlar. Çünkü uzlaşmışlardır. Sınırlarını çizerler ama konuşabilirler, iletişim kurabilirler.


Gündelik yaşamda uzlaşma neden gerekli? Tartışma çıkmaması için değil. Küslük, dargınlık gibi tatsızlıkların yaşanmaması için de değil. Birbirimize kibar ve nazik olalım, ayıp olmasın, kimse gücenip kırılmasın gibi sebepler uzlaşmaya olan ihtiyacı açıklamaya yetmez. Uzlaşma gerekli çünkü konuşmak yani iletişim kurmak canlı bir varlık olarak bizim için en önemli gereksinimlerden. Çevremizdeki diğer insanlarla konuşmadan yaşamımızı sürdürmemiz oldukça zor. Uzlaşma sağladığımız takdirde konuşabiliyoruz. Yoksa bir yere kadar.


Uzlaşmayı aklımızın bir köşesinde bulundurursak uzlaşırız. Yani istemek yeterli. İletişim konusunda üstün yetkinliklere sahip olmak, bilgi ve beceriler edinmek elbette çok yararlı. Ama uzlaşabilmek için bunlar şart değil. Gerçekten istemek, içtenlikle arzu etmek, onu hedeflemek işin özünü oluşturuyor.


Çevremizdekilerle konuştuğumuz her konuya başlarken uzlaşmayı hedefleyerek başlamak bizi büyülü bir sonuca götürür: uzlaşırız. Eğer hedeflersek ne yapıp edip karşımızdakini anlarız, onun da bizi anlamasını sağlarız.


Uzlaşmak isteyen, bunu içtenlikle arzu eden birinin karşı tarafa saldırması çok düşük bir olasılık. Can yakıcı ifadeler kullanması söz konusu bile olmaz. Çünkü uzlaşmayı hedeflemiştir, kendini bu hedefe uygun şekilde biçimlendirecektir. Kasları gevşeyecek, dili yumuşayacaktır. Isıran ifadelerden kaçınacaktır.

© 2026 Abidin Sönmez. Tüm Hakları Saklıdır.  [Telif Hakları ve Kullanım Şartları]

bottom of page