SÖZÜNÜ BİL PİŞİR, AĞZINDA DER DEVŞİR
İletişim genel çerçeve bakımından iki şekilde kuruluyor: Sözlü ya da yazılı. Sözlü iletişim kurmak için ses kümelerini kullanıyoruz. Ağzımızdan çıkardığımız ve söz adını verdiğimiz ses kümeleri duygu ve düşüncelerimizi simgeliyor. Yazılı iletişimde ise yazı işaretlerini kullanıyoruz. Duygu ve düşüncelerimizi yazdığımız işaret kümeleri simgeliyor. Yan yana getirdiğimiz harflerden oluşan bu işaret kümelerinin her biri kelime olarak adlandırılıyor. Bir ya da daha çok kelimeden oluşmuş, başı sonu belirli kelime topluluklarına ise tümce ya da eski adıyla cümle deniyor.
Birbirimize söz ya da kelime iletiyoruz. Ancak bunları belirli bir düzen ve anlamlı bir sıra içinde aktarmamız şart. Aksi takdirde anlamak ve anlaşılmak olanaksız. Yakınlarımıza, tanıdığımız kimselere resim ya da video gönderdiğimiz de oluyor. Bunlarla da iletişim kurduğumuz düşünülebilir. Ancak resim ve video gönderimi daha çok tek yönlü olarak gerçekleşiyor. Resimleri ve videoları kullanarak karşılıklı ve sürekli bir iletişim kurmuyoruz. Bunlar genellikle tek seferlik gönderiliyor. Karşılıklı bir alışveriş yaşanmıyor.
İnternetin sunduğu olanaklar yüzünden yazılı iletişim giderek daha fazla yaygınlık kazanıyor. Fakat sözlü iletişimin önüne geçmesi henüz olası görünmüyor. İnsanlar birbirine seslerini duyurabildikleri sürece konuşarak anlaşmayı tercih ediyorlar. En azından şimdilik. Zaman içinde ne olur, kestirmek zor.
Sözlü iletişim konuştuğumuz kişiyle birbirimize söylediklerimizden oluşur. Söylediklerimiz sadece sözler değil. Çünkü konuşurken sadece söz söylemeyiz. Söylediklerimizin içinde sözlerden başka unsurlar da var.
Konuşurken sözleri karşımızdaki kişiye giysiler içinde göndeririz. Bu giysiler sözleri kaplayan, ona anlam katan iletişim ögeleri: söyleyiş, beden dili ve ilişki geçmişi. Konuştuğumuz kişiye hem sözlerimizi hem de sözleri sarıp sarmalayan bu unsurları iletiriz. Başka türlü sözlü iletişim kurmamız olanaksız. Sözlü iletişim kurmak istiyorsak tek yolu bu.
Üzerinde en fazla etkili olabildiğimiz iletişim ögesi sözler. Söyleyeceğimiz sözleri seçebiliriz. Dikkatli olursak, düşünerek konuşursak söz seçiminde çok başarılı olabiliriz. Konuşmadan önce ne kadar çok hazırlık yaparsak söyleyeceğimiz sözlerin seçiminde de o kadar başarılı oluruz. Her konuşma öncesinde hazırlık yapmak zor elbette.
Atasözü “söz gümüş ise sükut altındır” diyor. Susmayı öğütlüyor, az konuşmanın daha iyi olduğunu söylüyor. Bu görüşe katılıp katılmamak bireysel bir karardır. Ancak konuşmadığımız süre boyunca ne söyleyeceğimizi düşünürsek o zaman sükut altından da değerli hale gelir. Çünkü en doğru sözleri seçme şansımız artar.
Okumanın, sinema, tiyatro izlemenin yararları bu noktada kendini gösterir. Gazete, dergi ve kitap okumak söz dağarcığımızı zenginleştirir. Duygu ve düşüncelerimizi ifade etme konusunda esnek olmamızı sağlar. Roman, öykü, şiir, sinema ve tiyatro duygularımızı tanımamız, onları dile getirmemiz bakımından bizi eğitir. Konuşurken aklımıza daha çok söz gelmesini olanaklı kılar. Daha iyi tümce kurabilir duruma geliriz. Söyleyeceklerimizi seçerken daha başarılı oluruz.