top of page

ZATEN BU MEMLEKETTE...

Akşam saatleri, kendi aracınla işten eve dönüyorsun. Yorgunsun, bütün gün iş yerinde koşturup durdun. Trafik yoğun. Bir kavşağa yaklaşırken araçlar iyice yavaşladı, adım adım ilerliyorsunuz. Sıkıntılı bir şekilde sağa sola, önünde giden araçlara bakıyorsun. Radyodan gelen müziği işitmiyor gibisin. Bir an önce yolculuğun bitmesini ve evine ulaşmayı hayal ediyorsun. Hava yağmurlu.


Senin önünde giden otomobilin camı açılıyor. Camdan dışarıya bir kol uzanıyor. Bileğindeki pahalı takılar dikkatini çekiyor. Her şey bir anda olup bittiği için daha fazla ayrıntıyı seçemiyorsun. O ana kadar hareketsiz duran araçlar yavaş yavaş ilerlemeye başladığı sırada camdan dışarı uzanan kol büyükçe bir poşeti asfalta boca ediyor. Ayçiçeği çekirdeği kabukları hafif esintinin etkisiyle sağa sola uçuşuyor. Araç yavaş yavaş da olsa ilerlediği için düşen kabuklar asfaltın üzerinde bir çizgi oluşturuyor. Öylece bakakalıyorsun. Dışarı çıkan kol yeniden içeri çekiliyor. Aracın camı kapanıyor. Bir süre daha ilerledikten sonra trafik duruyor. Çekirdek kabukları sağda solda uçuşmaya devam ediyor.


Böyle bir durumda ne yaparsın?


Yapılması Gereken

Böyle bir olaya tanık olursan yapacağın tek doğru iş aracın plakasını almak ve ilgili kamu kuruluşuna ihbar etmek. Hatta eğer yapabilirsen fotoğraf ya da video çek, böylece elinde bir kanıt olur. Olması gereken bu. Üstelik sadece bu, başka yapabileceğin bir şey yok.


Aklından “ihbar edeceğim de ne olacak ki? Boşuna zaman harcamış olacağım” gibi düşünceler geçebilir. Geçsin, sakıncası yok. Bu gibi düşüncelerin bir yararı da ortaya konulmuş değil. Çünkü aklından geçenler yapılması gerekeni değiştirmiyor. Diyelim ki ihbar etmedin, o zaman zaten herhangi bir değişiklik yaşanmayacak. Gördüğün bir yanlışa göz yummuş olacaksın. Ama ihbar edersen düşük bir olasılık da olsa yanlışı yapan ceza alacak. Yola çöp atmanın bir yerlerde, bir şekilde cezası vardır mutlaka. Ama küçük, ama büyük. Kabukları yere boca eden kişi de bir daha yapmayacak. Bu da garanti edilemez elbette. Olasılık düşük olabilir. Ancak herhangi bir şey yapmamış olmaktan daha iyi bir sonuç.


Peki sonra? Sonrası yok. Hepsi bu kadar, başka yapılacak bir iş bulunmuyor. Bu konu üzerinde düşünmen, hatırladıkça kendini kötü hissetmen gerekmez. Aradan zaman geçtikten sonra olanları hatırlayıp kaşlarını çatmak zorunda değilsin. Arkadaş sohbetlerinde başından geçen bu olayı anlatıp uzun uzun ne kadar kötü bir durum olduğunu dile getirmen gerekmiyor. Neden dersen, insan böyle bir varlık. Bazen yere çöp atar. Gönül ister ki atmasın. Ama atar, mükemmel canlılar değiliz çünkü. Eksiklerimiz, sorunlu yanlarımız var.


Bu küçücük örnekten yola çıkarak iri iri sözler söylemek anlamlı değil. "Dünyanın çivisi çıktı, başımıza taş yağacak" demenin bir dayanağı yok çünkü her şey bir yana dünyanın bir çivisi olduğunu ileri sürmek zor. Bunun olağan bir durum olduğunu kabul etmelisin. Üstelik dünyanın her yerinde, sadece bizim ülkemizde değil.


Sonuç olarak yukarıdaki gibi bir olay yaşadıysan önünde iki seçenek var: ya ilgili kamu kuruluşuna ihbar edeceksin ya da etmeyeceksin. Daha sonra da olayı unutup gideceksin. Üstünde durmayacaksın. Bu olayın hayatını ve düşüncelerini etkilemesine izin vermeyeceksin.


Olmaması Gereken

Başka şekilde hareket etmeyi de tercih edebilirsin. Arabadan inip yola çekirdek kabuğu döken kişiyi sözlü olarak uyarabilirsin. İşe yarar mı? Pek değil, bu gibi durumlarda insanlar orantısız tepki verebilir. Kaşla göz arasında ceketleri fora edip kolları sıvayabilir, sonrasında pişman olacağın bir kavgaya karışabilirsin. Üstelik yapacağın uyarı işe de yaramamış olur. Hele uyarıyı yüksek tonda ya da karşıdakinin hoşlanmayacağı sözlerle yaparsan ortam daha da acıklı bir hal alabilir. Ayrıca yavaş ilerliyor olsa da trafiği aksatman diğer sürücülerin hiç hoşuna gitmeyecektir.


Kendi kendine söylenmenin görünürde bir zararı yok. Alışkanlık olursa kötü. Her hoşlanmadığın olayda söylenmek güçlü yönlerini törpüler, seni zayıflatır. Yanında birisi varsa ve ona konuşur gibi söylenirsen çok fazla bir fark olmaz. İkiniz birden etkilenmiş olursunuz. Söylenmenin dozunu şaşırır da pencereden kafanı çıkarırsan ve yüksek sesle "bu da oluyor mu yani, ne diye yola çöp döküyorsun" gibisinden konuşursan neyle karşılaşacağını bilmek zor. Çünkü yoldaki diğer sürücülerden biri senin söylediklerini üzerine alınabilir. Alınabilir çünkü tam olarak ne söylediğin anlaşılmaz. Ayrıca nereye doğru baktığını, kime söylediğini anlayamaz. Sonra ayıkla pirincin taşını.


Asla Olmaması Gereken

Verilen örnekteki gibi bir olay yaşanınca çoğu kez "Zaten bu memlekette..." nakaratıyla başlayan sözler, düşünceler, serzenişler tetiklenir. İçinde yaşadığımız ülkeye, topluma veryansın ederiz. En olmadık olumsuzlukları arka arkaya sıralarız; en yakası açılmadık sorunları köpürtür de köpürtürüz. Burada, bu ülkede, bu toplumda yaşamanın ne büyük şanssızlık olduğuna herkesi ikna etmek istiyormuş gibi dur durak bilmeden söyleniriz. Eğitim sistemimiz, politikacılarımız, insanımız... Nakaratı tekrar ederken en çok dilimize doladıklarımız bunlar.


Öncelikle belirtmek gerekir ki yaşadığımız hayat, içinde bulunduğumuz ülke ve toplum elbette sorunlarla, olumsuzluklarla dolu. Dünyanın neresine, hangi ülkesine, hangi toplumuna gidersek gidelim bu gerçek değişmiyor. Sorunlar her yerde var, sadece türü farklı.


Yaşadığımız hayattan şikayetçi olmamızın sebebi sadece yaşadıklarımız değil. Temel insan ihtiyaçları ile ilgili olanları bir yana koyarsak asıl sebep bizim sorunları anlama ve yorumlama davranışımız. Bu kısmı gözden kaçırmamak gerek. Yanlış elbette var, olur, hep olacak. Ancak yanlışın bizim üzerimizdeki etkisi büyük oranda bizim kendi değerlendirmemiz yüzünden. Bu değerlendirmeyi kontrol altında tutmak mümkün.


“Zaten bu memlekette...” nakaratı kendimize duyduğumuz güveni, saygıyı, kendimize verdiğimiz değeri azaltıyor. Çünkü memleket, istesek de istemesek de bizim iç dünyamızda, her bir hücremizde, her bir molekülümüzde. Ona yönelttiğimiz her türlü olumsuz değerlendirme kendi benliğimizi de etkiliyor. Ayrıca yaşadığımız olumsuzluklardan memleketimiz aleyhine yaptığımız çıkarımlar birçok durumda doğru da değil.


"Bu davranışa (yani bu kadar kötü bir davranışa demek istiyor) başka bir toplumda tanık olamazsın" cümlesi doğru olabilir. Gerçekten de belirli bir davranışı sadece bizim ülkemizde görmek mümkün. Ancak bu cümleyi her toplum için, her ülke için kurabilirsin. Tek yapman gereken ele alınan davranışın yerine o topluma özgü olan başka bir kötü davranışı koymak.


Ne yapmalı ?

“Zaten bu memlekette...” nakaratına kapılmamalı.



© 2026 Abidin Sönmez. Tüm Hakları Saklıdır.  [Telif Hakları ve Kullanım Şartları]

bottom of page